Bir şey mi arıyorsunuz?

Bir konu, bir kelime, aklınızda kalan bir cümle.

Yazılara dön

Genel başkanı üye seçiyorsa kanun da bu oyu tanımalı

YENİ Parti 8 Kasım'da genel başkanı üye oyuna açıyor. Adım doğru; ama kanun bu oyu tanımıyor. Siyasi Partiler Kanunu doğrudan seçime imkân vermeli.

Genel başkanı üye seçiyorsa kanun da bu oyu tanımalı yazısının kapak görseli

Bir partinin genel başkanını üyelerinin seçmesi, siyaseti koltuk pazarlığından çıkarıp sandığa taşımanın en sağlam yoludur. YENİ Parti 8 Kasım’da bunu deneyecek: Üyeler 81 ilde genel başkan için oy verecek. Bence bu adım doğru; ama kanun bu oyu hâlâ tanımıyor. Siyasi Partiler Kanunu’na göre genel başkanı yine kurultay delegeleri seçiyor ve üyenin sandığı yargı gözetiminin dışında kalıyor.

Tezim şu: Üyenin oyu bir partinin iyi niyetine bırakılmamalı. Meclis, Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştirip tüzüğünde öngören her partiye, genel başkanını üyelerin doğrudan ve yargı gözetiminde seçmesi imkânını tanımalı.

Ne oldu?

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, 28 Ekim’deki Parti Meclisi toplantısının ardından Birinci Olağan Kurultay’ın 14-15 Kasım’da Ankara Arena’da yapılacağını açıkladı. Emre’nin sözleriyle: “5 Kasım’a kadar üye olanlar, 8 Kasım’da gerçekleşecek genel başkan ön seçiminde oy kullanabilecek.” (Diken, Evrensel) AA’nın aktardığı takvime ve ANKA’nın haberine göre ön seçim 81 ilde yapılacak (BirGün/AA, Habererk/ANKA).

Bu, partinin yeni bir fikri değil. Genel Başkan Özgür Özel, 4 Ağustos’taki ilk grup toplantısında il, ilçe ve genel başkanın üyelerce seçileceği bir model anlatmış (bianet), delegelik için şu cümleyi kurmuştu:

“Artık delegelik, Siyasi Partiler Kanunu’nun gereğini yerine getirmek için teknik bir görev olarak kalacak.”

Özgür Özel, YENİ Parti grup toplantısı, 4 Ağustos 2026 (BirGün)

Ekim ortasında il başkanlıkları için de üyeler sandığa gitti; il başkanlarının büyük bölümü üye oyuyla belirlendi (Evrensel, Toplumsal). Sıra şimdi genel başkanda.

Kanun ne diyor?

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 14. maddesine göre büyük kongre partinin en yüksek organıdır ve genel başkanı gizli oyla o seçer. Seçilmiş delegelerin sayısı Meclis üye tam sayısının iki katını geçemez. Bu delegeleri il kongreleri, il kongresi delegelerini ilçe kongreleri, ilçe kongresi delegelerini de üyeler seçer. 15. madde, genel başkanın ilk iki turda üye tam sayısının salt çoğunluğuyla seçilmesini istiyor (SPK m.13–21).

Yani kanunun gözünde üye, genel başkanı ancak üç kademe öteden etkileyebilir. 21. madde yargı gözetimini, gizli oyu ve açık sayımı parti organlarının ve delegelerin seçimi için öngörüyor. Üyelerin genel başkan için kullandığı oy ise kanunda tanımlı bir seçim değil; bence hukuken bir danışma oylaması niteliğinde.

Neden kanun değişmeli?

Siyasi ağırlık üyede, hukuki yetki delegede

Bence 8 Kasım’daki oyun siyasi ağırlığı büyük olacak; hiçbir delegenin binlerce üyenin açık iradesine karşı oy vermesi kolay değil. Ama siyasi ağırlık hukuki güvence değildir. Bugün bir parti üyelerine söz verir, yarın başka bir yönetim aynı sözü tüzükten çıkarabilir. Bir hakkın kalıcı olması için kanunda yazması gerekir.

Bir de zamanlama var: Ön seçim 8 Kasım’da, kurultay 14-15 Kasım’da. Aradaki bir haftada sandıktan çıkan sonucun kurultaya nasıl taşınacağını kanun değil, delegelerin sözü belirleyecek. Bence iyi niyetli bir sistemin bile en kırılgan noktası burası: Üyenin iradesiyle delegenin oyu arasındaki köprü yazılı değil.

Güvence sandığın kendisinde olmalı

Delegelerin seçildiği kongrelerde katılımcı listesini seçim kurulu başkanı onaylar, liste askıya çıkar, itirazlara hâkim bakar. Üyenin genel başkan için kullandığı oyda bu güvencelerin hiçbiri kanundan gelmiyor; parti kendi kurallarını uyguluyor. Bana göre en güçlü oy, sonucunu kaybedenin de kabul ettiği oydur. Bunun yolu sayımın bir hâkimin gözetiminde yapılmasıdır.

Bu yalnızca bir partinin meselesi değil

Özel, delege sisteminin parti içi iktidar mücadelelerini güçlendirdiğini savunuyor (bianet). Bu tespite katılıyorum: Üç kademeli delege zinciri, genel başkanı üyeden çok örgüt yöneticilerine hesap verir hâle getirir. Bunun bedelini yalnızca parti üyeleri ödemez; seçmen, sandıkta önüne konan adayları belirleyen kadroların kime hesap verdiğini bilemez. Parti içi demokrasi, genel seçimin kalitesini belirleyen ilk halkadır.

Karşı görüş: “Devlet parti içine karışmasın, doğrudan seçim lideri büyütür”

Bu öneriye üç itiraz gelebilir. Birincisi, doğrudan seçimin bir tür plebisite dönüşüp genel başkanı daha da güçlendireceği. İkincisi, seçimden hemen önce toplu üye kaydıyla sonucun yönlendirilebileceği. Üçüncüsü, devletin parti içi işleyişe bu kadar karışmaması gerektiği.

Bence üçünün de cevabı tasarımda. Doğrudan seçim zorunlu değil seçimlik olmalı; isteyen parti delege sistemini sürdürebilmeli. Liderin aşırı güçlenmesine karşı ilaç delege süzgeci değil, yönetim kademelerine dönem sınırı ve şeffaf kampanya kurallarıdır.

Doğrudan seçimin bir maliyeti de var: 81 ilde sandık kurmak, tek salonda kurultay yapmaktan çok daha zahmetli. Bu yükü, tüzüğünde doğrudan seçimi tercih eden parti üstlenir. Kanunun işi yalnızca kuralı ve denetimi yazmaktır.

Toplu üye kaydına karşı çözüm, kanunda yazılı bir üyelik kesim tarihidir. Devletin karışması itirazına gelince: Kanun bugün zaten genel başkanın kim tarafından, kaç turda, hangi çoğunlukla seçileceğini tek tek yazıyor. Benim önerim devletin müdahalesini artırmıyor; partilere bir seçenek daha tanıyor ve o seçeneği hâkim güvencesine bağlıyor.

Ne yapılmalı?

Önerim Siyasi Partiler Kanunu’nda dar kapsamlı, beş maddelik bir değişiklik:

  • Seçimlik doğrudan seçim: 14. ve 15. maddelere, tüzüğünde öngören partilerde genel başkanın üyelerin gizli oyu ve açık sayımla doğrudan seçileceği hükmü eklenmeli. İlk turda salt çoğunluk çıkmazsa en çok oy alan iki aday arasında ikinci tur yapılmalı.
  • Yargı gözetimi: 21. maddedeki güvenceler bu seçimi de kapsamalı. Üye listesini seçim kurulu başkanı onaylamalı, liste askıya çıkmalı, itirazlara hâkim bakmalı.
  • Üyelik kesim tarihi: Oy hakkı için kanunda bir süre yazmalı; örneğin oy verme gününden en az 30 gün önce üye olanlar oy kullanabilmeli.
  • Kampanya şeffaflığı: Genel başkan adaylarının kampanya gelir ve giderleri, seçimden sonra belirli bir süre içinde parti internet sitesinde açıklanmalı.
  • Kurultayın yeri korunmalı: Kurultay; Parti Meclisi, disiplin kurulu ve tüzük değişiklikleri için yetkisini sürdürmeli. Değişen tek şey, genel başkan seçiminde son sözün sahibi olmalı.

Bu değişiklik tek bir partinin değil, Meclis’teki bütün grupların ortak imzasını hak ediyor. YENİ Parti, delegeliği teknik göreve indirerek modelin uygulanabilir olduğunu gösteriyor; bence aynı iradenin bir kanun teklifine dönüşmesi, 8 Kasım’daki sandığı kalıcı bir hakka çevirir. Siyasi Partiler Kanunu’ndaki belirsiz maddelerin ölçütünün kanuna yazılması gerektiğini parti adı tartışmasında da savunmuştum; Meclis’in kendi kurallarını işletme sorumluluğunu ise yazılı soru önergeleri üzerinden yazmıştım.

Kapanış

8 Kasım’da üyeler sandığa gidecek. Bu sandık bir partinin iradesiyle kuruluyor; benim istediğim, bundan sonraki her sandığın kanunun güvencesiyle kurulması. Üyenin oyu sayılacaksa, önce kanun saymalı.

Kaynaklar

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.